31 Temmuz 2009 Cuma

Trakya'nın incisi,gönüllerin birincisi,Mimar Sinan şaheseri, Osmanlı Başkenti, Serhad şehri Edirne


Bir gezi notları yazımıza daha geldik, umarım ki beğenirsiniz. Şimdi karşınızda Edirne. Ben geçmiş dönem içinde Trakya Üniversitesinde okudum ama biz Tekirdağ grubundaydık o yüzden Edirne'yi çok ama çok iyi bilmiyorum, son gidişimle birlikte 5. ziyaretim oldu Edirne'ye. Edirne'nin özelliklerini, güzelliklerini yazmakla, saymakla biter mi bilmiyorum ama elim yettiğince, dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım. Bir eksiğimiz olursa sizler tamamlarsınız. Yazıma; 'Trakya'nın incisi,gönüllerin birincisi,Mimar Sinan şaheseri, Osmanlı Başkenti, Serhad şehri Edirne' diye bir başlık attım, bu başlık aslında Edirne aşığı bir dostumuza ait, bu yazıda kendisinin bana epeyce yardımı oldu. O yüzden öncelikle kendisine bir teşekkür etmek istiyorum.


Bizde bir tabir vardır, 'hanlarıyla,hamamlarıyla,camii ve saraylarıyla buram buram tarih kokuyor' diye işte bu şehir tam anlamıyla böyle bir yer. Adım başı tarih... Edirne için söze başlamanın ilk durağı kesinlikle Selimiye Camii Şerif'i olmalı. Osmanlı Devleti başkenti olma şerefine nail olan bu şehre, Sultan II. Selim'in emriyle ustalar ustası Mimar Sinan tarafından inşaa edilen camii şerif bu ülke toprakları içinde görülesi en ihtişamlı ve tarihi yapıların da başında geliyor. Osmanlı Devleti önemli gördüğü şehirler için hiç ayrım yapmamış, bakarsanız, Bursa'nın tam ortasında bir camii vardır, Ulu camii, şehir camii etrafına inşaa edilmiştir, çünkü hanlar, hamamlar, kervansaraylar, aynı merkez içindedir. İstanbul'a bakalım, tam ortasında Sultanahmet camii'si vardır, kapalı çarşılar, saraylar, o zaman ki şehir merkezi yine aynı yerdedir. Bu özellikleri Bağdat, Şam, İskenderiye gibi Osmanlı kentlerinde de görmek mümkün. Aynı Edirne gibi.

Edirne'nin merkezi Selimiye camii ve etrafına kurulmuş, çünkü bu bölge yüzyıllardır bir ilgi ve ticaret merkezi olmuş. Hanlarıyla, hamamlarıyla, kervansaraylarıyla, çarşı ve pazarlarıyla, her şey aynı bölge içinde. İstanbul'dakini andıran kapalı çarşılar buradada halen aktif ve görülesi tarihi yerlerin başında geliyorlar. Edirne güzel Anadolumuzun en batı ucu. Stratejik olarak çok önemli bir konumda, bu konumunu İstanbul'un fethinden, kurtuluş ve balkan savaşlarında ki oynadığı önemli rollerle anlayabiliriz.

Bence Edirne ülkemiz üzerindeki gezilesi, görülesi ve gidilesi yerlerin başında geliyor ki eğer gitmek kısmet olursa gittiğinizde oradaki turist miktarını görünce bunu daha iyi anlarsınız.. :)

Şimdi gelelim Edirne'de ne yapılır ne edilir, ne yenilir ne içilir bölümümüze;

1- Öncelikle gezimizin başlama noktası yukardada belirttiğim gibi, Selimiye Camii Şerifi olmalı. Bu mekanın tarihi baya meşhur olan müezzininden dinlenebilir, orta mimberdeki ters lale figürü, ikinci kattaki imam (sultan) mahfili, camii iç akustiği, hakkındaki söylenceler bence kesinlikle dinlenmeli. Camii ziyareti çıkısında, bu külliyenin, çarşısı pazarı (arasta çarşısı), behçesi ve muhteviyatı dolaşılmalı.



2- Arasta çarsısı yada diğer kapalı (Ali Paşa )çarşılara girdiğinizde dikkatinizi çekeçek nesnelerin başında bence rengarenk meyve sabunları geliyor. Bu sabunlar bildiğimiz sabun ama meyse şeklinde yapılıyorlar ve artık bu bölgeyle özdeşleşmiş ve en başta gelen hediyelik eşyalarından biri olmuş. Alınması, eşe dosta hediye edilmesi tevsiye edilir.. Tane fiyatları 1-2tl arasında değişiyor, 5-10 aralığında da sepet sepet meyve sabunları bulmak mümkün.



Artı olarak Selimiye çevresinde bir çok tarihi camii, han, hamam kervansaray, halihazırda mevcut ve kullanılabilir durumda. Buralar adım adım yürüyerek gezilebilecek yakınlıkta.

3- Şimdi gelelim Meriç bölümüne; Meriç nehri görüp görebileceğiniz doğal güzelliklerin başında geliyor, Kıyısındaki çay bahçeleri, üzerindeki tarihi köprüsü gezilip görülmeye değer. Meriç köprüsünün diğer tarafına geçtikten sonra artık kendinizi avrupayı görmüş sayabilirisniz :)


Şimdi aşağıda köprünün tam ortasına geldiğinizde bir mahfil var, orada durduğunuzu ve bu köprü üstünden şimdiye kadar geçen insanların kimler olduğunu, bu köprünün ve nehrin nelere, kimlere tanık olduğunu bir düşünsenize, Osmanlı padişahları, sultanları, Ülkemizi kuran devlet büyüklerimiz, balkan ve dünya savaşları, hayal etmek bile çok güç, ama böyle bir zevk yok...





Bu bölümden geçtikten sonra, Karaağaç bölgesine geliyorsunuz, ve burada Trakya Üniversitesi rektörlüğü var, rektörlük binası ve bahçe içindeki Lozan Anıtları görülesi tarihi değerler.

4- Şimdi buradan tekrardan merkeze doğru geri dönelim, ama bu sefer ki adresimiz Selimiye değil, Sultan Bayezid külliyesi nam'ı diğer Darü'ş Şifa. Burası dönemin ilk ve en iyi hastanelerinden biri olmasının yanında Tıp Fakültesi hizmeti de vermiş. Ve o zaman yapılan tıbbi uygulamalar, Sağlık müzesi adı altında, mumdan heykeller aracılığıyla sanki gerçekmiş gibi anlatılıyor. O devirde Musikinin tedavi amaçlı kullanılmasından, en önemli ameliyatlara kadar neyin ne şekilde yapıldığını çok gerçekçi bir şekilde anlatıyor bu heykeller... Buraya giriş ücretli; ögrenci 1 tl, tam 5 tl.


















Bayezid külliyesi, sağlık müzesi çok dikkatimi çektiği için, biraz fazla fotoğraf paylaşmak istedim. Son iki fotoğrafta beyinde toplanan suyun nasıl alındığına dair bir tedavi ve bel kayması/bel fıtığına yönelik bir tedavi dörüyorsunuz, gerçekten insan durup 3 defa düşünüyor bunlar karşısında.

5- Kırkpınar kelimesi aklınızda bir şeyler uyandırdı mı acep? Her yılın temmuz ayında düzenlenen tarihi kırkpınar yağlı güreşleri Edirne Sarayiçi denen bölümde yapılıyor. Ben 8 yıl greco-romen stil minder güreşi yaptım, ama değil kırkpınarda güreşmek oraya gidip canlı olarak güreşleri izmlemek bile nasip olmadı ama elime geçen ilk fırsatta kırkpınar şenliklerine katılmak, güreşleri izlmekk için Edirne'ye bir kez daha gideceğim. Ata sporumuzun bu şehrin ruhuna yansımız bir özelliği var, ve şehrin her noktasında bunu görmek mümkün. Eğer siz de güreş meraklısı iseniz kırkpınar yağlı güreşleri bu konuda izlenelebilecek en iyi spor organizasyonlarından biri.
6- Şükrü Paşa Anıtı ve tabyaları görülmeye değer noktalardan biri, Tüm Edirne'yi hatta çıplak gözle Bulgaristan'ı görebileceğiniz bir nokta ama orada görmeniz gereken en büyük şey bir şavaşın kolay kazanılmadığı ve bu ülkenin nasıl bir mücadele ile kurtarıldığıdır. Aç, bitap daha çocuk yaşta olan askerlerin günlüklerine burada ulaşabilirsiniz.
7- Şimdi gezdik tozduk ama aç kaldık diye düşünmeyin, elbet yemek yiyeceğiz. Bunun için siz önereceğim tatlar, Meşhur Edirne tava ciğeri ve köfte. Edirne'de Aydın Tava Ciğer'de veya Selimiye Camii'nin altında Sinan-Selim'de tava ciğer yenmesi, köfteci Osman'da köfte yenmesi, sizlere tavsiye edilesi tatların başında geliyor.
8- Safranbolu'yu anlatırken ballandıra ballandıra o meşhur lokumlarından bahsettik ama Edirne'de de en az Safranbolu lokumları kadar meşhur ve tadılmaya değer bir tat olarak BADEM EZMESİ çıkıyor karşımıza. Aman Allah'ım o nasıl bir tatdır ki, anlatmaya kıyamaz insan. O yüzden gittiğinizde, gördüğünüzde muhakkak tatmalı ve hediye olarak eş dost için satın almalısınız. Bu konuda bir çok dükkan bulabilirsiniz ama en meşhuru Keçeçizade Badem Ezmeleri, kg fiyatı yaklaşık 25 tl.
Artık benim diyeceklerim aklıma gelenler bu kadar, daha ileride benim aklıma geldikçe eklemelerde bulunurum ama sizler okudukça eksikleri, benim unuttuğum güzellikleri yorum olarak atarsanız, daha güzel olur.
Son olarak söylemek istediğim bir şeyler, benim şu ana kadar hayatımda en çok sevdiğim insanların başında gelen biri var, o benim için hala var ama ben onun için artık yokum herhal. Durumu siz anladınız. Benim ona vediğim bir söz var, Birlikte Edirne'ye gidecek, birlikte oraları adım adım gezecektik. Ben hayatımda mümkün olduğunca, yaparım dediğim her şeyi yapmak için çalıştım, Yaradanın yardımıyla da mümkün oldukça gerçekleştirdim onları. O sözüm hala geçerlidir. Eğer kendisi bu yazıyı okursa bilsin, her zaman sözümü gerçekleştirmek için onu bekliyor olacağım, onun da her zaman benim başımın üstünde yeri olacak.
Saygı ve Selamlarımla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder